Affetmek

Hoşgörü ile karşılamak, mazur görmek, bağışlamak.

Harun never did anything Mine had to forgive him for. - Harun Mine'nin onu affetmek zorunda olduğu herhangi bir şeyi hiç yapmadı.

Harun bat seine Freundin um Verzeihung dafür, dass er ihren Geburtstag vergessen hatte. - Harun asked his girlfriend to pardon him for forgetting her birthday

Affetmek, bağışlamak, adalet, anlamak, barış, çatışmak, çözüm, günah, hata, hoşgörü, intikam, Iyimserlik, kabullenmek, kanun, merhamet, nefret, şefkat, suç, unutmak, yargılamak, zorbalık, zulüm,

Affetmek, bağışlamak, adalet, anlamak, barış, çatışmak, çözüm, günah, hata, hoşgörü, intikam, Iyimserlik, kabullenmek, kanun, merhamet, nefret, şefkat, suç, unutmak, yargılamak, zorbalık, zulüm,

Affetmek konusunda özlüsözler

Affetmek

"Zayıf insanlar affedemezler. Affetmek güçlülere has bir özelliktir."

Affetmek Güç Zayıflık
Affetmek

"Tabii ki tanrı beni affedecektir, bu onun işi."

Affetmek Tanrı
Affetmek

"Kendini affetmeyen bir insanın bütün kusurları affedilebilir."

Affetmek Kusur
Affetmek

"Şefkatte güneş gibi, kusurlu örtmede gece gibi, cömertlikte su gibi, tevazuda toprak gibi ol."

Şefkat Anlayış Affetmek Cömertlik
Affetmek

"Dünle beraber gitti düne ait ne varsa, bugün yeni şeyler söylemek gerek."

Affetmek Unutmak Iyimserlik Kabullenmek
Affetmek

"Affetmek ve unutmak iyi insanların intikamıdır."

Affetmek Unutmak İntikam

Tamamlayıcı Konular

Adalet Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme

Hoşgörü Her şeyi anlayışla karşılayarak olabildiği kadar hoş görme durumu, müsamaha, tolerans.

Merhamet Bir kimsenin veya bir başka canlının karşılaştığı kötü durumdan duyulan üzüntü, acıma.

Büyüklük Büyük olma durumu.

Fikir Özgürlüğü

Günah Cezayı gerektiren eylem. Dine aykırı iş.

Haksızlık Hak ve adalete aykırılık.

İntikam Öç almak. Hınç ve acı çıkarmak.

Anlamak Bir şeyin ne demek olduğunu, neye işaret ettiğini kavramak.

Anlayış İstenilen veya söylenilen bir şeyi hoşgörüyle karşılamak, hâlden anlamak.

Duymak Bilgi almak, öğrenmek, haber almak, işitmek

Barış Anlaşmak, uyum, karşılıklı anlayış ve hoşgörü ile oluşturulan ortam.

Huzur Dirlik, baş dinçliği, gönül rahatlığı, rahatlık.

Çatışmak Birbirine çatmak veya çatılmak, kavga etmek

Çözüm Bir sorunun çözülmesinden alınan sonuç, hal.

Gerçek Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, hakiki

Hata İstemeyerek ve bilmeyerek yapılan yanlış.

Suç Yasalara veya ahlak kurallarına aykırı davranış.

Kusur Bilerek veya bilmeyerek bir işi gereği gibi yapmamak.

Kin Öç almayı amaçlayan gizli düşmanlık, garaz.

Iyimserlik Her şeyi en iyi yanından gören, her durumda iyi bir çıkış yolu uman dünya görüşü, nikbinlik, optimizm.

Güleryüz

Imkansızlık İmkânsız olma durumu, olanaksızlık

Kabullenmek İsteksizce kabul etmek.

Eleştiri Bir insanı, bir eseri, bir konuyu doğru ve yanlış yanlarını bulup göstermek amacıyla inceleme işi, tenkit.

Fikir Birliği

Inanmak Bir şeyin varlığını, doğruluğunu kabul etmek.

Onaylamak Yapılan bir işi doğru ve yerinde bularak kabul etmek.

Kanun Devletin düzeni sağlamada herkesin uyması için koyduğu yasalar.

Hırsızlık Başkasının malını gizlice almak, hırsızlık etmek, aşırmak.

Iktidar Bir işi yapabilme gücü.

Ahlak Bir toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimleri ve kuralları.

Asilik Yasalara veya kişilere başkaldırıcı, karşı olma hali.

Nedensellik Her şeyin bir sebebi vardır ve aynı şartlar altında, aynı nedenler, aynı etkileri doğurur biçiminde özetlenebilen ilke.

Asosyallik Sosyal olmamak, genel kabul görmüş kuralların dışında hareket etmek.

Emretmek Buyurmak, emir vermek.

Nefret Bir kimsenin kötülüğünü, mutsuzluğunu istemeye yönelik duygu.

Düşmanlık Düşmanca duygu veya davranış.

Şefkat Acıyarak ve koruyarak sevme, sevecenlik.

Aldatmak Beklenmedik bir davranışla yanıltmak.

Bahane Bir şeyin gerçek sebebi gizlenerek ileri sürülen uydurma sebep.

Unutmak Aklında kalmamak, hatırlamamak, dalgınlıkla bir şeyi bırakmak.

Yargılamak Bir karara varmak için davalı ile davacıyı dinlemek.

Zorbalık Zorbaca davranış.

Irkçılık İnsanların toplumsal özelliklerini biyolojik, ırksal özelliklerine indirgeyerek bir ırkın başka ırklara üstün olduğunu öne süren öğreti.

Acı Çekmek Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.

Diktatörlük Egemen ve mutlak siyasi bir gücün, bir veya birçok kişinin oluşturduğu bir yürütme organınca, denetimsiz olarak yürütüldüğü siyasi düzen.

Zulüm Güçlü bir kimsenin yasaya veya vicdana aykırı olarak başkasını uğrattığı kötü durum.

Baskı Hak ve özgürlükleri kısıtlayarak zor altında bulundurma durumu, tahakküm.