Anlaşmak

Düşünce, duygu, amaç bakımından birleşmek.

I've got to agree with Harun on this one. - Bu konuda Harun'la anlaşmak zorunda kaldık.

Bir boşanma duyduğumuzda biz bunun o iki kişinin temel ilkeler üzerinde anlaşmaya varma yetersizliğinden kaynaklandığını varsayıyoruz. - When we hear of a divorce we assume that it was caused by the inability of those two people to agree upon fundamentals.

Anlaşmak, hemfikir, razı olmak, uyuşmak, kabul etmek, mutabakat, mutabık, katılmak

Anlaşmak, hemfikir, razı olmak, uyuşmak, kabul etmek, mutabakat, mutabık, katılmak

Anlaşmak konusunda özlüsözler

Anlaşmak

"Insan anlamaya çalışacağına baskı kurar, ilişki kuracağına manipüle eder çünkü birisiyle ilişki kurmak büyük bir anlayış gerektirir."

Anlamak Baskı Değişim Anlaşmak Iletişim
Anlaşmak

"Dostlarınız daha ilk tanıştığınız anda seni çok iyi anlarlar; diğer tanıştığın kimselerin seni anlamaları bin yılı alır."

Dost Arkadaşlık Anlamak Anlaşmak

Tamamlayıcı Konular

Barış Anlaşmak, uyum, karşılıklı anlayış ve hoşgörü ile oluşturulan ortam.

Hoşgörü Her şeyi anlayışla karşılayarak olabildiği kadar hoş görme durumu, müsamaha, tolerans.

Sosyalleşmek Birey kişilik kazanarak belli bir toplumsal çevreye hazırlanmak, toplumla bütünleşmek.

Kabullenmek İsteksizce kabul etmek.

Onaylamak Yapılan bir işi doğru ve yerinde bularak kabul etmek.

Fikir Birliği