Dinlemek

İşitmek için kulak vermek

This is the kind of music that Harun likes to listen to. - Bu, Harun'un dinlemek istediği müzik türü.

Sie sollten auf Ihre Frau hören. - You should listen to your wife.

Dinlemek, işitmek, duymak, kulak vermek

Dinlemek, işitmek, duymak, kulak vermek

Dinlemek konusunda özlüsözler

Dinlemek

"Eskimiş fikirler paslanmış çivilere benzer, söküp atmak çok güçtür."

Düşünce Fikir Eğitim Bilgi Dinlemek Geçmiş Inanmak Inanç Muhafazakarlık
Dinlemek

"Gözlemle, dinle, sus, az yargıla, çok sor."

Dinlemek Gözlemlemek Sormak Yargılamak

Tamamlayıcı Konular

Duymak Bilgi almak, öğrenmek, haber almak, işitmek

Fikir Özgürlüğü

Iletişim Duygu, düşünce veya bilgilerin akla gelebilecek her türlü yolla başkalarına aktarılması, bildirişim, haberleşme, komünikasyon.

Itaat Alınan emre uymak. Söz dinlemek. İnkıyad etmek. Boyun eğmek. Amirin meşru emirlerini dinleyip ona göre hareket etmek.

Önemsemek Önemli saymak.

Farkındalık Farkında olma durumu, bilinç.

Görmek Belirli bir zamanın içinde bir olaya tanık olmak, yaşamak.

Gözlemlemek Dış dünyadaki bir şeyi iyi bilmek için dikkati onun üzerinde tutmak, müşahede etmek.

Ilgi Belirli bir olay veya etkinliğe yakınlık duyma, ondan hoşlanma ve ona öncelik tanıma.