Düşmanlık

Düşmanca duygu veya davranış.

I'm sensing a little hostility here. - Burada biraz düşmanlık seziyorum.

Düşmanlık, hasımlık, adavet, muhasamat, husumet, antagonizm, kin, nefret, savaş, tartışmak, zorlamak, zulüm, zorluk, aleyhtelik, karşıtlık, muhalefet

Düşmanlık, hasımlık, adavet, muhasamat, husumet, antagonizm, kin, nefret, savaş, tartışmak, zorlamak, zulüm, zorluk, aleyhtelik, karşıtlık, muhalefet

Düşmanlık konusunda özlüsözler

Düşmanlık

"Hiç kimse bir matematikçiyi, fizikçiyi veya yabancı dilde konuşana birini anlamıyorum diye kızmaz. Ama kendi dilinde konuşan biri olduğunda durum değişir."

Konuşmak Anlamak Düşmanlık
Düşmanlık

"Düşmanlarınızı sevin çünkü kusurlarınızı yalnız onlar açıkça söyleyebilir."

Düşmanlık Kusur Aldatmak
Düşmanlık

"Uygarlaşmış toplum, insanın insana duyduğu düşmanlık hislerinden dolayı, sürekli bir dağılma ve parçalanma tehdidi altındadır."

Toplum Medeniyet Uygarlık Kötülük Düşmanlık
Düşmanlık

"Liderlik insanları tek bir düşman üzerinde toplamak ve bu dikkatin bozulmadan devam etmesini sağlama sanatıdır"

Liderlik Düşmanlık
Düşmanlık

"Düşmanınızın neden korktuğunu anlamak için, sizi ne ile korkuttuğuna bakın."

Korku Düşmanlık Savaş
Düşmanlık

"Düşman isterseniz dostlarınızı geçmeye çalışınız. Dost isterseniz , bırakın , dostlarınız sizi geçsin."

Düşmanlık Dost Mücadele Rekabet
Düşmanlık

"İnsanları birbirine düşman eden özellikle duydukları kin ve korkudur. "

Düşmanlık Kin Korku

Tamamlayıcı Konular

İntikam Öç almak. Hınç ve acı çıkarmak.

Kin Öç almayı amaçlayan gizli düşmanlık, garaz.

Nefret Bir kimsenin kötülüğünü, mutsuzluğunu istemeye yönelik duygu.

Affetmek Hoşgörü ile karşılamak, mazur görmek, bağışlamak.

Savaş Bir şeyi ortadan kaldırmak, yok etmek amacıyla girişilen mücadele.

Barış Anlaşmak, uyum, karşılıklı anlayış ve hoşgörü ile oluşturulan ortam.

Çatışmak Birbirine çatmak veya çatılmak, kavga etmek

Mücadele Herhangi bir amaca erişmek veya bir kuvvete karşı koyabilmek için bir kişi veya topluluğun güçlü, sürekli çabası, savaşım.

Ordu Bir devletin silahlı kuvvetlerinin tümü.

Tartışmak Bir konu üzerinde, birbirine ters olan görüş ve inançları karşılıklı savunmak.

Eleştiri Bir insanı, bir eseri, bir konuyu doğru ve yanlış yanlarını bulup göstermek amacıyla inceleme işi, tenkit.

Zorlamak Birine bir şey yaptırmak amacıyla güç kullanmak, boyun eğdirmeye çalışmak.

Emretmek Buyurmak, emir vermek.

Zulüm Güçlü bir kimsenin yasaya veya vicdana aykırı olarak başkasını uğrattığı kötü durum.

Baskı Hak ve özgürlükleri kısıtlayarak zor altında bulundurma durumu, tahakküm.

Diktatörlük Egemen ve mutlak siyasi bir gücün, bir veya birçok kişinin oluşturduğu bir yürütme organınca, denetimsiz olarak yürütüldüğü siyasi düzen.

Fikir Özgürlüğü

Zorluk Sıkıntı veya güçlükle yapılma durumu, zor olma.

Felaket Her türlü türde büyük kayıp, üzüntü ya da tatsızlığa neden olan öngörülemeyen bir olay.