Duygu

Belirli nesne, olay veya bireylerin insanın iç dünyasında uyandırdığı izlenim.

Harun showed no emotion. - Harun duygu göstermedi.

Bazen çılgın duygularınızı gösterebilirsiniz. - Sometimes it's OK to show crazy emotion.

Duygu, etkileşim, algı, ruh, duygulanım, coşku, heyecan, his

Duygu, etkileşim, algı, ruh, duygulanım, coşku, heyecan, his

Duygu konusunda özlüsözler

Duygu

"Fiziksel objelerin aslında kendilerinden gerçekliklerinin olmadığını öğretiyorum, bunların ancak zihnin ürünleri olduğunu söylüyorum, aslında hepsi bir hayaldir. Bunların duyularla algılandığı ve ayırt edildiği doğrudur fakat aslında diğer yandan hiçbirinin kendiliğinden kendi doğaları, gerçeklikleri yoktur. Onlar gerçekte görülmüyorlar ama zihin tarafından tasarımlanıyorlar. Bir bakıma kavranabiliyorlar ama bir bakıma da gerçekte kavranamıyorlar."

Varlık Hayal Hayal Gücü Duygu Gerçek
Duygu

"Çok düşünüyoruz, ama az hissediyoruz. MakineIeşmeden çok insanIığa, zekâdan çok iyiIik ve anIayışa gereksinmemiz var."

Hırs Düşünce Düşünmek Duygu Iyilik
Duygu

"Söylediklerinize dikkat edin, düşüncelere dönüşür... Düşüncelerinize dikkat edin, duygularınıza dönüşür... Duygularınıza dikkat edin, davranışlarınıza dönüşür... Davranışlarınıza dikkat edin, alışkanlıklarınıza dönüşür... Alışkanlıklarınıza dikkat edin, değerlerinize dönüşür... Değerlerinize dikkat edin, karakterinize dönüşür... Karakterinize dikkat edin, kaderinize dönüşür."

Konuşmak Düşünmek Fikir Duygu Davranış Alışkanlık Değer Karakter Kader
Duygu

"Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilir."

Konuşmak Duygu

Tamamlayıcı Konular

Etkileşim Birbirini karşılıklı olarak etkileme işi

Genellemek Varlıklar veya olaylar arasındaki benzerlik bağıntılarını bir düşüncede toplamak, tamim etmek

Iletişim Duygu, düşünce veya bilgilerin akla gelebilecek her türlü yolla başkalarına aktarılması, bildirişim, haberleşme, komünikasyon.

Nedensellik Her şeyin bir sebebi vardır ve aynı şartlar altında, aynı nedenler, aynı etkileri doğurur biçiminde özetlenebilen ilke.

Algı Bir şeye dikkati yönelterek o şeyin bilincine varma, idrak.

Görmek Belirli bir zamanın içinde bir olaya tanık olmak, yaşamak.

Gözlemlemek Dış dünyadaki bir şeyi iyi bilmek için dikkati onun üzerinde tutmak, müşahede etmek.

Duymak Bilgi almak, öğrenmek, haber almak, işitmek

Bilinç Algı ve bilgilerin zihinde duru ve aydınlık olarak izlenme süreci, şuur.

Hiçlik İnkâr sonucu, gerçekteki özelliklerinin, durumlarının ortadan kaldırılması sonucu bir şeyin var olmayışı, yokluk.

Düşünce Uzay ve zamanın ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan, duyularla değil, yalnızca ruhen algılanabilen asıl gerçeklik.

Farkındalık Farkında olma durumu, bilinç.

Fikir Düşünce, mülahaza, mütalaa.

Gerçek Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, hakiki

Ruh Varlığa karakterini sağlayan öz.