Duymak

Bilgi almak, öğrenmek, haber almak, işitmek

Harun just doesn't want to hear this. - Harun sadece bunu duymak istemiyor.

Duymak, işitmek, kulak vermek, farkındalık, algı, anlamak, dinlemek

Duymak, işitmek, kulak vermek, farkındalık, algı, anlamak, dinlemek

Duymak konusunda özlüsözler

Duymak

"Duyularımız bize asla gerçeği gösteremez, ancak edindikleri algıyı yansıtırlar. Gerçek, duyularımızın çok ötesinde bir şey olmalı."

Algı Duymak Gerçek Görmek
Duymak

"Duyduğumu unuturum, gördüğümü hatırlarım, yaptığımı anlarım."

Duymak Unutmak Görmek Hatırlamak Anlamak

Tamamlayıcı Konular

Dinlemek İşitmek için kulak vermek

Farkındalık Farkında olma durumu, bilinç.

Görmek Belirli bir zamanın içinde bir olaya tanık olmak, yaşamak.

Gözlemlemek Dış dünyadaki bir şeyi iyi bilmek için dikkati onun üzerinde tutmak, müşahede etmek.

Ilgi Belirli bir olay veya etkinliğe yakınlık duyma, ondan hoşlanma ve ona öncelik tanıma.

Önemsemek Önemli saymak.

Akıl Düşünme, anlama ve kavrama gücü, us.

Hayatın Anlamı

Algı Bir şeye dikkati yönelterek o şeyin bilincine varma, idrak.

Tutarlılık Benzer durumlarda benzer ve uyumlu tepkilerin verilmesi.

Düşünmek Aklından geçirmek, göz önüne getirmek.

Gerçek Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, hakiki

Bilinç Algı ve bilgilerin zihinde duru ve aydınlık olarak izlenme süreci, şuur.

Duygu Belirli nesne, olay veya bireylerin insanın iç dünyasında uyandırdığı izlenim.

Hiçlik İnkâr sonucu, gerçekteki özelliklerinin, durumlarının ortadan kaldırılması sonucu bir şeyin var olmayışı, yokluk.

Düşünce Uzay ve zamanın ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan, duyularla değil, yalnızca ruhen algılanabilen asıl gerçeklik.

Fikir Düşünce, mülahaza, mütalaa.

Anlamak Bir şeyin ne demek olduğunu, neye işaret ettiğini kavramak.

Affetmek Hoşgörü ile karşılamak, mazur görmek, bağışlamak.

Anlayış İstenilen veya söylenilen bir şeyi hoşgörüyle karşılamak, hâlden anlamak.

Fikir Özgürlüğü

Iletişim Duygu, düşünce veya bilgilerin akla gelebilecek her türlü yolla başkalarına aktarılması, bildirişim, haberleşme, komünikasyon.

Itaat Alınan emre uymak. Söz dinlemek. İnkıyad etmek. Boyun eğmek. Amirin meşru emirlerini dinleyip ona göre hareket etmek.