Gözlemlemek

Dış dünyadaki bir şeyi iyi bilmek için dikkati onun üzerinde tutmak, müşahede etmek.

Gözlemlemek, Görmek, algı, aramak, araştırmak, bilinç, bulmak, duymak, farkındalık, gözlemek, öğrenmek

Gözlemlemek, Görmek, algı, aramak, araştırmak, bilinç, bulmak, duymak, farkındalık, gözlemek, öğrenmek

Gözlemlemek konusunda özlüsözler

Gözlemlemek

"Gerçeğin peşinde giderken doğru anlamadığımız kavramların bizi yanlış yönlendirmesinden kaçınmalıyız. Bu temel bakışaçısıdır. Nerdeyse tüm filozoflar dikkat çekmektedir ki birazcık gözlemleyin."

Gözlemlemek Önyargı Gerçek Bilim Bilmek
Gözlemlemek

"Çok gezmek ve çok bilmek aslında dış dünyamızı değil iç dünyamızı tanımamızı sağlıyor. Kendimizi tanıdığımızda da evreni tanıyabiliyoruz."

Bilgelik Bilmek Kendini Bilmek Evren Psikoloji Görmek Gözlemlemek Gerçek
Gözlemlemek

"Yalnız açığa çıkan ışığı görebiliyorsan, Yalnız söylenen sesi duyabiliyorsan, Ne görebiliyorsun, Ne duyabiliyorsun."

Farkındalık Görmek Gözlemlemek
Gözlemlemek

"Gözlerimiz görmeye alıştıkça şaşkınlığa karşı kendisini korumaya alır."

Gözlemlemek Bilinç Görmek
Gözlemlemek

"Gözlemle, dinle, sus, az yargıla, çok sor."

Dinlemek Gözlemlemek Sormak Yargılamak

Tamamlayıcı Konular

Etkileşim Birbirini karşılıklı olarak etkileme işi

Görmek Belirli bir zamanın içinde bir olaya tanık olmak, yaşamak.

Iletişim Duygu, düşünce veya bilgilerin akla gelebilecek her türlü yolla başkalarına aktarılması, bildirişim, haberleşme, komünikasyon.

Düş Görmek Gerçek olmayan şey, imge. Gerçekleşmesi istenen şey, umut.

Hayal Gücü

Akıl Düşünme, anlama ve kavrama gücü, us.

Hayatın Anlamı

Farkındalık Farkında olma durumu, bilinç.

Ilgi Belirli bir olay veya etkinliğe yakınlık duyma, ondan hoşlanma ve ona öncelik tanıma.

Gerçek Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, hakiki

Kaybetmek Yenik düşmek, yenilmek.

Küçümsemek Değer ve önem vermemek, küçük görmek.

Hayal Zihinde tasarlanan, canlandırılan ve gerçekleşmesi özlenen şey, düş, imge, hülya.

Algı Bir şeye dikkati yönelterek o şeyin bilincine varma, idrak.

Duymak Bilgi almak, öğrenmek, haber almak, işitmek

Bilinç Algı ve bilgilerin zihinde duru ve aydınlık olarak izlenme süreci, şuur.

Duygu Belirli nesne, olay veya bireylerin insanın iç dünyasında uyandırdığı izlenim.

Hiçlik İnkâr sonucu, gerçekteki özelliklerinin, durumlarının ortadan kaldırılması sonucu bir şeyin var olmayışı, yokluk.

Düşünce Uzay ve zamanın ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan, duyularla değil, yalnızca ruhen algılanabilen asıl gerçeklik.

Fikir Düşünce, mülahaza, mütalaa.

Aramak Birini veya bir şeyi bulmaya çalışmak.

Araştırmak Bir gerçeği ortaya çıkarmak için aramalarda bulunmak, sormak, soruşturmak.

Bulmak Arayarak veya aramadan bir şeyle, bir kimse ile karşılaşmak.

Eğitim İnsanın yeteneklerinin, özellikle ahlak yetilerinin geliştirilmesi için ona yön ve biçim verilmesi; bu yolda yapılan bilinçli ya da bilinçsiz etkilerin tümü.

Tutarlılık Benzer durumlarda benzer ve uyumlu tepkilerin verilmesi.

Felsefe Varlık, anlam gibi sorunların araştırılmasına yönelik düşünsel etkinlikler.

Bilim Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi, ilim.

Bilmek Bir şeyi anlamış veya öğrenmiş bulunmak.

Cehalet "Benim ülkemde, şok edici bir düzeyde matematiksel cehalet var."

İrade Bir şeyi yapıp yapmamaya karar verme gücü.

Yardım Kendi gücünü ve imkânlarını başka birinin iyiliği için kullanma.

Dinlemek İşitmek için kulak vermek

Düşünmek Aklından geçirmek, göz önüne getirmek.

Denetlemek Bir işin doğru ve usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığını incelemek.

Öğrenmek Yetenek, beceri kazanmak için yapılan faaliyetler.