Ihtiyaç

Bir bilgisayar şimdi mutlak bir ihtiyaçtır. - A computer is an absolute necessity now.

Ihtiyaç, gereksinim, zorunluluk, gereklilik, lüzum, zaruret, dilemek, hediye, istek, nefis, paylaşmak, tamahkarlık, umut, yoksunluk, zayıflık

Ihtiyaç, gereksinim, zorunluluk, gereklilik, lüzum, zaruret, dilemek, hediye, istek, nefis, paylaşmak, tamahkarlık, umut, yoksunluk, zayıflık

Ihtiyaç konusunda özlüsözler

Ihtiyaç

"Ateşten ve yiyecekten yoksun bir insan için özgürlük, hiç de acelesi olmayan bir lükstür."

Özgürlük Ihtiyaç
Ihtiyaç

"Sahip olmak istediklerin, sana sahip olurlar."

Sahip Olmak Biriktirmek Ihtiyaç Istek Mülkiyet
Ihtiyaç

"Ama gelmiyorsun, çünkü gelmek senin için bir ihtiyaç olana kadar bekliyorsun."

Ihtiyaç
Ihtiyaç

"Tüm istekler ihtiyaçtan, dolayısıyla yoksunluktan, dolayısıyla ızdıraptan doğar."

Acı Çekmek Istek Ihtiyaç Yoksunluk
Ihtiyaç

"Gerçek ihtiyaçlar olmadan, gerçek hazlar olmaz."

Ihtiyaç Haz

Tamamlayıcı Konular

Istek Yerine getirilmesi (başkasından) istenilen şey, talep.

Dilemek Birinden bir şeyin yapılmasını istemek, rica etmek, arzu etmek

Düş Görmek Gerçek olmayan şey, imge. Gerçekleşmesi istenen şey, umut.

Hayal Zihinde tasarlanan, canlandırılan ve gerçekleşmesi özlenen şey, düş, imge, hülya.

Ilgi Belirli bir olay veya etkinliğe yakınlık duyma, ondan hoşlanma ve ona öncelik tanıma.

Hediye Parasız verilen, bağışlanan şey, armağan.

İrade Bir şeyi yapıp yapmamaya karar verme gücü.

Arzu İstek, dilek.

Beklenti Gerçekleşmesi beklenen şey.

Hırs Sonu gelmeyen istek, aşırı tutku.

Açgözlülük Açgözlü olma durumu, doymazlık, gözü doymazlık, harislik, tamah, tamahkarlık

Paylaşmak Aralarında bölüşmek.

Alçakgönüllülük Alçak gönüllü olma durumu, tevazu, mahviyet, mütevazılık.

Ümit Gerçekleşmesi zor olan şeyler için istekli olmak.

Yoksunluk Bir şeyi yapabilmeyi gerektiren ihtiyaçlara sahip olmamak.

Imkansızlık İmkânsız olma durumu, olanaksızlık

Zayıflık Bir konuda yeterli olamamak, şartları sağlayamamak.

Bahane Bir şeyin gerçek sebebi gizlenerek ileri sürülen uydurma sebep.