Iktidar

Bir işi yapabilme gücü.

Power brings corruption. - İktidar yolsuzluğa neden olur.

Iktidar, erk, kudret, demokrasi, düzen, güç, itaat, kanun, kaos, politika, siyaset, toplum, yönetmek

Iktidar, erk, kudret, demokrasi, düzen, güç, itaat, kanun, kaos, politika, siyaset, toplum, yönetmek

Iktidar konusunda özlüsözler

Iktidar

"Bütün savaşları dövüşemeyecek kadar korkak olan bu yüzden de kendileri adına dövüşmek için dünyanın gençlerini cepheye süren hırsızlar çıkarır."

Savaş Politika Devlet Iktidar
Iktidar

"Stratejik düşman faşizmdir. Faşizmin hepimizin içinde, kafalarımızda ve gündelik davranışımızda, iktidarı sevmemize, bizi hakim kılan ve bizi sömüren şeyleri arzulamamıza neden olan faşizm."

Anarşizm Faşizm Iktidar
Iktidar

"İnsanlar, yazgılarının da değişeceği beklentisi içinde hükümdarlarını değiştirmeyi severler."

Acı Çekmek Politika Iktidar
Iktidar

"Başkaları yararına çok şey yapıldığı için dünya mükemmel değildir."

Iktidar Güç

Tamamlayıcı Konular

Kabiliyet Yetenek, kudret, yapabilme gücü.yetenek

Yapabilmek Bir şeyi yapmaya yetecek imkana sahip olmak.

Demokrasi Halkın egemenliği temeline dayanan yönetim biçimi.

Diktatörlük Egemen ve mutlak siyasi bir gücün, bir veya birçok kişinin oluşturduğu bir yürütme organınca, denetimsiz olarak yürütüldüğü siyasi düzen.

Fikir Özgürlüğü

Irkçılık İnsanların toplumsal özelliklerini biyolojik, ırksal özelliklerine indirgeyerek bir ırkın başka ırklara üstün olduğunu öne süren öğreti.

Düzen Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum.

Ahlak Bir toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimleri ve kuralları.

Asilik Yasalara veya kişilere başkaldırıcı, karşı olma hali.

Nedensellik Her şeyin bir sebebi vardır ve aynı şartlar altında, aynı nedenler, aynı etkileri doğurur biçiminde özetlenebilen ilke.

Güç Fizik, düşünce ve ahlak yönünden bir etki yapabilme veya bir etkiye direnebilme yeteneği, kuvvet.

İrade Bir şeyi yapıp yapmamaya karar verme gücü.

Zorlamak Birine bir şey yaptırmak amacıyla güç kullanmak, boyun eğdirmeye çalışmak.

Enerji Maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan güç, erke.

Itaat Alınan emre uymak. Söz dinlemek. İnkıyad etmek. Boyun eğmek. Amirin meşru emirlerini dinleyip ona göre hareket etmek.

Emretmek Buyurmak, emir vermek.

Kanun Devletin düzeni sağlamada herkesin uyması için koyduğu yasalar.

Hata İstemeyerek ve bilmeyerek yapılan yanlış.

Adalet Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme

Hırsızlık Başkasının malını gizlice almak, hırsızlık etmek, aşırmak.

Affetmek Hoşgörü ile karşılamak, mazur görmek, bağışlamak.

Asosyallik Sosyal olmamak, genel kabul görmüş kuralların dışında hareket etmek.

Günah Cezayı gerektiren eylem. Dine aykırı iş.

Kaos Düzeni sağlayan araçların etkinliklerini yitirip sistemin başıboş hale gelmesi.

Politika Devlet işlerini yürütme ve yönetme; bir amaca varmak için izlenen yöntem.

Devletçilik Bir milletin yönetimle ve ekonomiyle ilgili işlevlerinin devletçe birleşik bir yönetim altında bütünleştirilmesi siyaseti ve öğretisi.

Komünizm Komünizm veya komünistlik, sosyal örgütlenme üzerine bir kuramsal sistem ve üretim araçlarının ortak mülkiyetine dayalı bir politik harekettir.

Toplum Aynı toprak parçası üzerinde bir arada yaşayan ve temel çıkarlarını sağlamak için iş birliği yapan insanların tümü.

Aile Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik.

Arkadaşlık Arkadaş olma durumu, arkadaşa yakışır davranış, omuzdaşlık, ünsiyet.

Evlilik Evli olma durumu.

Millet Çoğunlukla aynı topraklar üzerinde yaşayan, aralarında dil, tarih, duygu, ülkü, gelenek ve görenek birliği olan insan topluluğu, ulus.

Yönetmek Yasalara, kurallara veya belli şartlara uygun biçimde çalışmayı sağlamak.