İrade

Bir şeyi yapıp yapmamaya karar verme gücü.

"Korkunç bir irade kuvveti sarfıyla baş ucundaki lambayı yaktı."- S. F. Abasıyanık.

İrade, istek, istenç, adanmak, azim, bilinç, direnmek, Emretmek, Güç, Inanç, Kararlılık, Özgüven, Tutku

İrade, istek, istenç, adanmak, azim, bilinç, direnmek, Emretmek, Güç, Inanç, Kararlılık, Özgüven, Tutku

İrade konusunda özlüsözler

İrade

"Eğer bir millet özgür olacaksa; gurura, irade gücüne, meydan okumaya, nefrete, nefrete ve yine nefrete ihtiyaç duyar."

Özgürlük Millet İrade Meydan Okuma Nefret

Tamamlayıcı Konular

Milli Irade Ulusça kullanılan ve hiçbir gücün etkileyemeyeceği kuvvet.

Istek Yerine getirilmesi (başkasından) istenilen şey, talep.

Arzu İstek, dilek.

Beklenti Gerçekleşmesi beklenen şey.

Dilemek Birinden bir şeyin yapılmasını istemek, rica etmek, arzu etmek

Hayal Zihinde tasarlanan, canlandırılan ve gerçekleşmesi özlenen şey, düş, imge, hülya.

Hırs Sonu gelmeyen istek, aşırı tutku.

Ihtiyaç

Ilgi Belirli bir olay veya etkinliğe yakınlık duyma, ondan hoşlanma ve ona öncelik tanıma.

Adanmak Kendini bir dava ya da düşünce uğruna bilinçli olarak harcamaya hazır olmak.

Fedakarlık Kendi önceliklerinden vazgeçerek biri veya bir şey için zaman, para, faaliyet harcamak.

Inanç Bir düşünceye gönülden bağlı bulunma.

Azim Bir işteki engelleri yenme kararlılığı.

Devamlılık Sürekli, bitmeyen, kesintiye uğramama durumu

Kararlılık Kararlı olma durumu, istikrar.

Bilinç Algı ve bilgilerin zihinde duru ve aydınlık olarak izlenme süreci, şuur.

Farkındalık Farkında olma durumu, bilinç.

Tutarlılık Benzer durumlarda benzer ve uyumlu tepkilerin verilmesi.

Akıl Düşünme, anlama ve kavrama gücü, us.

Felsefe Varlık, anlam gibi sorunların araştırılmasına yönelik düşünsel etkinlikler.

Algı Bir şeye dikkati yönelterek o şeyin bilincine varma, idrak.

Fikir Düşünce, mülahaza, mütalaa.

Bilim Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi, ilim.

Gerçek Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, hakiki

Bilmek Bir şeyi anlamış veya öğrenmiş bulunmak.

Görmek Belirli bir zamanın içinde bir olaya tanık olmak, yaşamak.

Cehalet "Benim ülkemde, şok edici bir düzeyde matematiksel cehalet var."

Gözlemlemek Dış dünyadaki bir şeyi iyi bilmek için dikkati onun üzerinde tutmak, müşahede etmek.

Düşünce Uzay ve zamanın ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan, duyularla değil, yalnızca ruhen algılanabilen asıl gerçeklik.

Eğitim İnsanın yeteneklerinin, özellikle ahlak yetilerinin geliştirilmesi için ona yön ve biçim verilmesi; bu yolda yapılan bilinçli ya da bilinçsiz etkilerin tümü.

Direnmek Herhangi bir düşüncede, bir durumda, bir istekte ayak diremek.

Meydan Okuma Korkmadığını, çekinmediğini açıkça bildirmek, kavga veya yarışmaya çağırmak.

Emretmek Buyurmak, emir vermek.

Güç Fizik, düşünce ve ahlak yönünden bir etki yapabilme veya bir etkiye direnebilme yeteneği, kuvvet.

Iktidar Bir işi yapabilme gücü.

Zorlamak Birine bir şey yaptırmak amacıyla güç kullanmak, boyun eğdirmeye çalışmak.

Enerji Maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan güç, erke.

Hayatın Anlamı

Inanmak Bir şeyin varlığını, doğruluğunu kabul etmek.

Ateizm Tanrının olmadığını savunan ve dinleri reddeden görüş.

Özgüven Bir işi yapabilmekte kendi yeteneklerinin yeterliliğine emin olmak.

Tutku Güçlü istek ve eğilimin yöneldiği amaç.

Haz Hoşa giden duygulanma, hoşlanma, zevk.