Onaylamak

Yapılan bir işi doğru ve yerinde bularak kabul etmek.

Harun seems to be unwilling to acknowledge that Mine is a better swimmer than he is. - Harun Mine'nin ondan daha iyi bir yüzücü olduğunu onaylamak için isteksiz görünüyor.

Du solltest deinen Misserfolg anerkennen. - You should acknowledge your failure.

Onaylamak, tasdik etmek, kabullenmek, itiraf etmek, kabul etmek, teyid etmek

Onaylamak, tasdik etmek, kabullenmek, itiraf etmek, kabul etmek, teyid etmek

Onaylamak konusunda özlüsözler

Onaylamak

"Çabuk yanlış yapan, onu çabuk da tasdik eder."

Onaylamak

Tamamlayıcı Konular

Kabullenmek İsteksizce kabul etmek.

Affetmek Hoşgörü ile karşılamak, mazur görmek, bağışlamak.

Eleştiri Bir insanı, bir eseri, bir konuyu doğru ve yanlış yanlarını bulup göstermek amacıyla inceleme işi, tenkit.

Fikir Birliği

Inanmak Bir şeyin varlığını, doğruluğunu kabul etmek.

Anlaşmak Düşünce, duygu, amaç bakımından birleşmek.