Şüphe

Bir olguyla ilgili gerçeğin ne olduğunu kestirmemekten doğan kararsızlık.

Senden şüphelenmeye başlıyorum. - I'm starting to doubt you.

Der Traum war ohne den geringsten Zweifel eine Erinnerung aus einem früheren Leben. - Without the shadow of a doubt, the dream was a memory from a previous life.

Şüphe, kuşku, itimatsizlik, kuşkulanmak, işkillenmek, şüphelenmek, zan, tereddüt, kararsızlık, kuruntu, çekinmek

Şüphe, kuşku, itimatsizlik, kuşkulanmak, işkillenmek, şüphelenmek, zan, tereddüt, kararsızlık, kuruntu, çekinmek

Şüphe konusunda özlüsözler

Şüphe

"Nedenin kendisi yanlış olabilir ve bu yanlışlama mantığımız içinde bir yer bulmalıdır."

Şüphe Mantık Nedensellik
Şüphe

"Bilgeliğin anahtarı sürekli ve sık sorgulamadır. Şüphe ederek sorgulamaya yönlendiriliriz ve sorgulamayla da gerçeğe varırız."

Bilgelik Şüphe Gerçek
Şüphe

"Kesin olan bir şey var. Bir şeyin doğruluğundan şüphe etmek. Şüphe etmek düşünmektir. Düşünmekse var olmaktır. Öyleyse var olduğum şüphesizdir. Düşünüyorum, o halde varım. İlk bilgim bu sağlam bilgidir. Şimdi bütün öteki bilgileri bu bilgiden çıkarabilirim."

Düşünmek Varlık Şüphe Bilgi
Şüphe

"Eğer bir insan bir işe kesin olarak, "ben biliyorum" iddiası ile başlarsa, şüphe ile son bulur. Fakat eğer o şüphe ile başlamaya razı olursa, sonunda gerçeği bulacaktır."

Bilmek Şüphe Gerçek
Şüphe

"Bilgi insanı şüpheden, iyilik acı çekmekten, kararlı olmak korkudan kurtarır."

Bilgi Iyilik Acı Çekmek Şüphe Korku Kararlılık
Şüphe

"Şaşırmak ve Merak bilgeliğin başlangıcıdır."

Şüphe Bilgelik

Tamamlayıcı Konular

Güvenmek Güven duymak, güveni olmak, itimat etmek.

Inanmak Bir şeyin varlığını, doğruluğunu kabul etmek.

Korku Gerçek veya beklenen bir tehlike ile yoğun bir acı karşısında uyanan ve coşku, beniz sararması, ağız kuruması, kalp ve solunum hızlanması gibi belirtileri olan duygu.

Tedirginlik Sonunu bilemediğimiz durumlarda yaşadığımız huzursuzluk temelli durum.