Tartışmak

Bir konu üzerinde, birbirine ters olan görüş ve inançları karşılıklı savunmak.

I'd like to have a one-on-one session with the president to discuss our strategy going forward. - İleriye giden stratejimizi tartışmak için başkanla bire bir oturum yapmak istiyorum.

Machen wir es so: ich sage etwas innerhalb von fünf Minuten, fünf weitere Minuten lang sagst du das Deine und danach folgt eine Diskussion. - Let's do it like this: I'll speak for five minutes, then you'll have five minutes to speak, and then we'll discuss.

Tartışmak, münakaşa, görüşmek, konuşmak

Tartışmak, münakaşa, görüşmek, konuşmak

Tartışmak konusunda özlüsözler

Tartışmak

"Yaptıkları işin doğruluğuna inanan insanlar, çalışmalarının denetlenmesinden, karşı fikirler ortaya atılmasından ve tercihleri üzerinde münakaşa yapmaktan zevk alırlar."

Doğruluk Demokrasi Denetlemek Tartışmak
Tartışmak

"Felsefe pek çok kişi tarafından spekülasyondan ayrılamaz kabul edilir. Felsefe spekülasyondan bilime doğru ilerledi."

Felsefe Bilim Tartışmak

Tamamlayıcı Konular

Düşmanlık Düşmanca duygu veya davranış.

Eleştiri Bir insanı, bir eseri, bir konuyu doğru ve yanlış yanlarını bulup göstermek amacıyla inceleme işi, tenkit.

Konuşmak Düşüncesini herhangi bir araç kullanarak anlatmak.

Fikir Birliği

Fikir Özgürlüğü

İnsan

Söz Bir düşünceyi eksiksiz olarak anlatan kelime dizisi.