Yönetmek

Yasalara, kurallara veya belli şartlara uygun biçimde çalışmayı sağlamak.

He has enough ability to manage a business. - Bir işi yönetmek için yeterli yeteneğe sahip.

Ich weiß nicht, wie ich dieses große Anwesen managen soll. - I don't know how to manage that large estate.

Yönetmek, idare etmek, tedvir etmek, işletmek, halletmek, becermek, dizginlemek, düzenlemek

Yönetmek, idare etmek, tedvir etmek, işletmek, halletmek, becermek, dizginlemek, düzenlemek

Yönetmek konusunda özlüsözler

Yönetmek

"Insanlara istediğinizi yaptırmanın tek bir yolu vardır. Evet, sadece tek bir yol. Karşımızdaki kişide işi yapma isteğini uyandırmak."

Algı Çalışmak Yönetmek Itaat
Yönetmek
Yönetmek

"En iyi devlet nedir? Bize kendimizi yönetmemizi öğretendir."

Anarşizm Devlet Yönetmek
Yönetmek

"Bir topluluğu kontrol etmek, bireyi kontrol etmekten kolaydır. Bir topluluğun ortak bir amacı vardır. Bireyin amacı ise her zaman için şaibelidir."

Birey Toplum Yönetmek

Tamamlayıcı Konular

Fikir Özgürlüğü

Güç Fizik, düşünce ve ahlak yönünden bir etki yapabilme veya bir etkiye direnebilme yeteneği, kuvvet.

Iktidar Bir işi yapabilme gücü.

Tamamlamak Eksiksiz, tamam duruma getirmek.

Kontrol Bir işin doğru ve usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığını inceleme, denetim, denetleme.

Planlamak Yapılacak bir işi belli plana göre düzenlemek.