Zorlamak

Birine bir şey yaptırmak amacıyla güç kullanmak, boyun eğdirmeye çalışmak.

Hiç kimse onu yapmak için seni zorlamayacak. - Nobody will force you to do that.

Linda claimed she was pregnant to force Dan into marriage. - Linda, Dan'ı evliliğe zorlamak için hamile olduğunu iddia etti.

Zorlamak, zor kullanmak, mecbur etmek, güç, baskı, sıkıştırmak, şiddet, nüfuz, cebren

Zorlamak, zor kullanmak, mecbur etmek, güç, baskı, sıkıştırmak, şiddet, nüfuz, cebren

Zorlamak konusunda özlüsözler

Zorlamak

"Birey haklarını ihlal etmek demek, onu kendi yargısının aksi yönde davranmaya zorlamak veya onun değerlerini kamulaştırmak demektir. Esas olarak bunu yapmanın yalnız bir yolu vardır: Fiziksel zor kullanımı. Insan haklarının iki olası ihlalcisi vardır; suçlular ve siyasi yönetim."

Politika Zorlamak Zulüm Zorbalık
Zorlamak

Tamamlayıcı Konular

Emretmek Buyurmak, emir vermek.

Düşmanlık Düşmanca duygu veya davranış.

Güç Fizik, düşünce ve ahlak yönünden bir etki yapabilme veya bir etkiye direnebilme yeteneği, kuvvet.

Iktidar Bir işi yapabilme gücü.

İrade Bir şeyi yapıp yapmamaya karar verme gücü.

Enerji Maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan güç, erke.

Baskı Hak ve özgürlükleri kısıtlayarak zor altında bulundurma durumu, tahakküm.

Fikir Özgürlüğü

Zulüm Güçlü bir kimsenin yasaya veya vicdana aykırı olarak başkasını uğrattığı kötü durum.

Zorbalık Zorbaca davranış.